Osmanlıca Günaydın Nasıl Yazılır? Bir Dönemin Kahvaltı Sohbetleri
İzmir’de bir sabah uyandım, güne başladım… Ama bir dakika, bir şey eksik! Ne o? “Günaydın” demek. Bu kadar basit bir kelime, ama sanki bir eksiklik var. Hemen telefonumu elime alıp Instagram’a bakarken, “Acaba Osmanlıca günaydın nasıl yazılır?” diye düşündüm. Çünkü, bir an bu sorunun cevabını bulmak hayatımın en büyük sorusuymuş gibi hissettim. Hadi gelin, bu konuda yapacağım araştırmayı beraber yapalım; bakalım Osmanlıca günaydın nasıl yazılır?
Osmanlıca Günaydın: Bir Zamanlar Sabahın Selamı
Düşünün bir kere, Osmanlı döneminde sabahları insanlar birbirlerine nasıl günaydın diyordu? Bugün marketten alınan bir çeyrek ekmekle, kahveye de “günaydın” derken, bir zamanlar insanlar birbirlerine “Sabahınız hayır olsun, efendim!” diyorlardı. Hem de büyük bir ciddiyetle. Evet, o zamanlar sabahın güzelliği bile bir tür resmi selamlaşma aracına dönüşüyordu. Bu kadar ciddi bir ifadeyi modern “günaydın”ın yanında düşündüğümde, gerçekten günümüzün ne kadar basitleştiğini bir kez daha fark ediyorum.
Bunun üzerine dedim ki, “Peki, Osmanlıca’da bu nasıl yazılıyordu? Hangi harflerle?” Gözlerimle, aklımda “Osmanlıca günaydın nasıl yazılır?” yazısını yazmayı canlandırdım.
İç Ses: “Bir Soru, Bir Hayat”
İç sesim devreye giriyor: “Yani, bu soru gerçekten önemli mi? Şimdi bu kadar ciddi mi olmalıyım?” Ama tabii, “Biri Osmanlıca günaydın yazarsa, acaba ‘Hoşça kalın!’ diye mi yazar? Yoksa ne yazacaklar? Dur, şimdi bir bakayım.”
Böylece başlıyorum. “Osmanlıca günaydın nasıl yazılır?” diye Google’a soruyorum. Sonuçlar açıldıkça gözlerim büyüyor, fakat bu sırada şunu fark ediyorum: Osmanlıca, her anlamda biraz kafa karıştırıcı. Çünkü “günaydın” dediğimizde, aslında “gün” kelimesi ne kadar kolay ve anlamlı görünse de, Osmanlıca yazısında harfler o kadar dolaylı ki… Şöyle ki:
“گۉن اَیْدِن” diye bir şeyle karşılaşıyorum. Tamam, bu artık matematik sorusu gibi oldu. Neyse ki Google’da şansımı daha fazla zorlamıyorum da, biraz derinlemesine araştırarak aslında kelimenin nasıl yazıldığını öğrendim: “گۉن اَیْدِن”. Evet, bu kadar zor. (Ya da aslında öyle değil de, ben biraz kolay şeyleri zorlaştırmayı seven bir tipim. Herhalde.)
Osmanlıca’da Günaydın: Klasik Kahvaltı Sohbeti
Hayatımda bir sabahı daha kaybetmek istemedim. Yani sabahın bu kadar anlamlı olması, bu kadar üzerine düşünülmesi… biraz tuhaf değil mi? Düşünsenize, 16. yüzyılda sabahları birisi size “Günaydın” deseydi, siz ne yapardınız? “Eyvallah” diyebilir miydiniz? Yoksa, “Osmanlıca günaydın” demenin tam bir ritüel olması gerekirdi? Tabii ki, bu soruyu sokakta yürürken ya da kahvaltı hazırlarken düşünmüyorum, ama bir şekilde aklıma takılıyor.
Bunu arkadaşım Ahmet’le paylaşıyorum. “Ahmet, Osmanlıca ‘günaydın’ı öğrenmeye çalışıyorum,” diyorum. Ahmet, kahvaltı yaparken bile telefonu bırakıp gözlerimi dikkatle süzüyor. “Hadi be, iyiymiş ya. Hem de Google’dan araştırdığını söylemen ne kadar modern!” diyor ve gülümsüyor. Gerçekten de, sabah sabah böyle bir konuda kafa yormak mı? Biraz tuhaf, değil mi?
Osmanlıca’nın Çekiciliği: Modern Sabahın Başlangıcı
Kendi kendime gülüyorum. “Osmanlıca günaydın nasıl yazılır?” sorusu, modern dünyada sadece bir kelimeyi doğru yazmakla kalmıyor. Aynı zamanda tarih, kültür ve dilin iç içe geçtiği bir ortamda, bazen geçmişin havasını hissetmek de keyifli. Ama bazen, bu tür bir nostaljiye kapıldığımızda, günün ortasında hiç ihtiyacımız yokmuş gibi hissediyoruz. Mesela ben, sabahları hızla interneti karıştırırken, birden gözümden kaçan önemli bir şey oluyor: İnstagram’daki yeni fotoğraf paylaşımları!
Sonuç olarak, Osmanlıca günaydın nasıl yazılır sorusunun cevabını bulmak, günümüz teknolojisiyle (ve ben tabii) biraz kafa karıştırıcı bir yolculuk gibi olsa da, sonuçta önemli olan tek şey aslında “günaydın” diyebilmek, değil mi? Gerçekten anlamlı ve samimi bir şekilde… Gerisi çok önemli değil, aslında.
Günaydın, Osmanlıca ve 2024’ün Anlamı
Bazen eski yazılara takılıp kalmak ya da geçmişi özlemek, geleceği gözümüzde büyütmek gibi oluyor. Ama bir gün “Osmanlıca günaydın”ı öğrendiğinizde, sabah kahvaltısını sevdiklerinizle paylaştığınızda, gerçekten neyin önemli olduğunu anlıyorsunuz: Hep birlikte olmak, bir arada olmak, ve hatta sabahın o ilk selamını vermek.
Birileri günümüzde “günaydın” dese de, birisi Osmanlıca “گۉن اَیْدِن” deseydi… Yine de aynı samimiyet, aynı neşe, aynı enerji hep vardı. İşte sabahın en güzel hali de bu değil mi?