Oda Kapıları Camlı Mı, Camsız Mı? Bir Seçim Üzerine Hikâye
Kayseri’nin kararmaya yüz tutmuş akşamlarında, odamda yalnızım. Dışarıda soğuk bir rüzgar esiyor, hışır hışır yaprakları savuruyor. Ama ben burada, içimdeki düşüncelerle savaşırken, odaya odaklanıyorum. Bir soru var kafamda. Aslında çok sıradan bir soru: “Oda kapıları camlı mı, camsız mı olmalı?” Ama bir şekilde bu soru, bu akşam, kafamı meşgul eden en büyük mesele haline geliyor.
Bir Oda, Bir Kapı, Bir Anı
Hatırlıyorum, ilk kez bu soruyu düşündüğüm anı. Lisede bir arkadaşımın evinde kalmıştım bir gece. O evin kapıları camlıydı. O kadar ince bir cam, ışığı geçirecek kadar şeffaf, ama aynı zamanda dışarıyı görebilecek kadar netti. Geceyi uyandığımda, odanın içindeki her şey belli belirsiz bir ışıkla aydınlanmıştı. Odaya odaklanmak ne kadar zor olsa da, dışarıdaki huzur ve sükûnet bir şekilde beni içimden sarmıştı. Ne de olsa, odaya dışarıdan bakmak çok farklıydı. Camlı kapılar, bana dış dünyayı da hissettiren bir açıklık sağlıyordu. O an, dışarıyı görebilmek bir tür rahatlık gibi hissettirmişti. Odaya dair hissettiklerim, hep o geceyle bağlantılıydı. Ama şimdi, yıllar sonra, aynı soruyu soruyorum: Camlı mı, camsız mı?
Hayal Kırıklığı ve İçsel Kapalılık
Bugün odamda bir süre boyunca düşüncelere daldım, içimden geçenleri yazmaya çalıştım ama bir türlü istediğimi bulamadım. O günlerden sonra her şey değişti. O zamanlar dağılmak, kaybolmak, hatta dış dünyaya kapalı kalmak istedim. Camlı kapılar bana gereksiz bir açıklık gibi gelmeye başlamıştı. Odaya bir tür mahremiyet, bir tür güvenlik duygusu arıyordum. Hatta odanın içinde kalmak, dünya ile olan bağlantımı kesmek… Bunu düşündükçe, camlı kapıların o bana güven veren dinginliğini kaybettiğini fark ettim. İnsanın içindeki boşluğu dışarıdan görmek, başkalarının bakış açılarını duymak, bence bazen daha fazla yoruyor.
Birçok kez, odama kapanıp yalnız kalma isteğim çoğaldı. İnsanların benden ne beklediği, hangi rollerle karşımda durdukları… Bazen bunların hepsi çok fazla geliyordu. Kimse dışarıdan bakmasın diye bir bariyer kurmak istedim. Sadece içimdekilerle baş başa kalmak. O yüzden camlı kapılar, sadece birer pencereden fazla, bir tür kapalı kalmayı engelleyen birer engel gibi görünmeye başladı.
Huzurun İçindeki Kaos
Sonra, birkaç hafta önce bir arkadaşımın evine tekrar gittim. O evde camlı kapılar yoktu. Kapılar katı, tam anlamıyla kapalıydı. İçeride olduğumda dışarıyı görmek mümkün değildi. Ama ne kadar karanlık olursa olsun, sanki içimdeki sesler de biraz daha azalmıştı. Huzur, belki de dış dünyadan gelen gürültüyü tamamen engellemekle ilgiliydi. Buradaki “huzur” bir anlamda kaçıştı. Dış dünyadan kopmak, kendime dönebilmek, o huzurlu alanda kaybolmak… İçimi kaybolmuş hissetmektense, içinde kaybolabileceğim bir alan yaratmak.
Umut ve Yeniden Doğuş
Sonraki günlerde düşündüm. Bir kapı, içeriyle dışarıyı birbirinden ayıran bir sınır mıdır, yoksa içsel dünyamıza açılan bir pencere mi? Bir yandan odama gelen ışıkların, dışarıdan gelen seslerin, bazen huzur verici bazen de rahatsız edici olduğunu düşündüm. Diğer yandan, kendi iç dünyama çekilmenin, derinlere inmenin ne kadar rahatlatıcı olduğunu fark ettim. O zaman camlı kapılar bana hâlâ çok açık ve her şeyin görünür olduğu bir şey gibi geldi. Ama artık ne kadar kaybolmak istesem de, dışarıya bir pencere açmanın da gerekliliğini kabul etmeye başladım. Belki de içsel huzur, bir yandan da dışarıyı görebilmekten geçiyor.
Şimdi odamda camlı bir kapı olup olmaması meselesi sadece bir sorudan daha fazlası. Bu, aslında insanın içinde bir türlü bulamadığı dengeyi arama çabası. Kapı camlı olsa bile, biz içeride farklı duygularla bir dünya yaratabiliyoruz. Kapı camsız olsa da, aslında insanın kendi iç dünyası da dışarıyı içeriye taşıyabilir. Hayat, tıpkı bir oda gibi; bazen dışarıyı görmek istersin, bazen ise tamamen içine kapanmak. Bunu fark ettiğimde, belki de hayatın tam da bu anında hem dışarıyı hem içeriği aynı anda kabul etmeyi öğrendim.
Sonuçta Oda Kapıları Camlı Mı, Camsız Mı?
Bir kapının camlı mı, camsız mı olacağı sorusu, aslında hayatın farklı halleriyle yüzleşmenin bir simgesidir. Hayat bir odaya benzer. Bazen dışarıyı görmek istersin, bazen ise sadece içini görmek. Oda kapıları camlı mı, camsız mı sorusunun cevabını bulmak zor. Her biri farklı bir ruh haline hitap ediyor. Belki de önemli olan, her iki seçeneğin de insanın içindeki huzuru yaratabilmesi. Bazen camlı kapılar sana dışarıyı gösterebilir, bazen de camsız kapılar seni içindeki huzura çekebilir. Önemli olan, her durumda iç dünyanda neyi aradığını bilmektir.