Dişi Hayvan Kesimi Yasak Mıdır?
Hayal Kırıklığının Göğsümde Yankısı
Kayseri’nin soğuk akşamlarından birinde, dışarıda kar taneleri havada dans ederken, evde yalnız başıma oturuyordum. Havanın soğukluğu sanki içimdeki boşluğu daha da derinleştiriyordu. Kafamda bir soru dönüp duruyordu; dişi hayvan kesimi yasak mıdır? Birkaç gün önce sokakta yürürken rastladığım bir çoban, koyunlarıyla birlikte karşımdan geçerken birkaç sözü kulağımda yankılandı: “Dişi koyunları kesmek yasak, kızlar… Onları kesemezsin.”
Bunun üzerine düşündüm. Bu ne kadar doğru bir şeydi? Kesinlikle yasak mıydı? Yıllardır Kayseri’de yaşayıp da bu konuda bir şey bilmemek… Bu beni, içsel bir şekilde, çok yaralı ve eksik hissettirdi.
İnsanlık, Hayvanlar ve Yasa Arasındaki İnce Çizgi
Zaten hayvanları düşününce içimde bir huzursuzluk beliriyor. Her hafta pazarda, kasapların soğuk tezgahlarında kesilen hayvanların kanları birikiyor. O anın, o kesimin soğukluğunda, hayvanların dünyasından bir parça eksildiğini hissediyorum. Ama dişi hayvan kesimi? Bu konu çok daha hassas, daha derin bir mesele gibi geliyor.
Bir köyde büyüdüm. Babamın ağabeyi kasaptı. Bazen çocukken, babamın yanında kasap dükkanına giderdim. Kasabın koyunları, kuzuları özenle kesip sattığına tanık oldum. Ama bir de dişi hayvanlar vardı. Her zaman bu hayvanların kesilmediğini, onlara göz yumulduğunu hatırlıyorum. Yani, kasabın ruhunda bir sınır vardı. Ya da belki, o kasap da yasağı bilmiyordu, kim bilir?
Günler geçtikçe bu soruyu sürekli kendime sormaya başladım: Neden dişi hayvan kesimi yasak olabilir?
İçimdeki bu sorunun beni rahatsız etmesinin sebebi, tüm bu karmaşık duygularla birleşmiş bir huzursuzluktan kaynaklanıyordu. Bu sorunun sadece bir yasak ya da kuraldan ibaret olmadığını biliyordum. Bu, doğanın dengesine, hayvan haklarına, insanın şefkatine dair derin bir şeydi.
Çiftlikteki Hayat: Bir Bedenin Sesi
Bir sabah, Kayseri’nin soğuk havasına rağmen erkenden kalktım. Kahvaltıyı hazırlarken birden aklıma, çocukluk yıllarımda ziyaret ettiğim bir çiftlik geldi. Babamın eski bir arkadaşıydı ve çiftliği vardı. Hatırlıyorum, o günlerde bana öğrettikleri hala aklımda. O çiftlikte her şey canlıydı. Koyunlar, inekler, tavuklar, her biri kendi dünyasında yaşıyor gibiydi. Bir dişi koyunun doğum yaptığı günü hiç unutmam. Sanki tüm köy, bu olayı bekliyordu. Çünkü dişi koyunlar, neslin devamını sağlayan en değerli varlıklardı.
O gün çiftlikte dolaşırken bir koyunun gözlerine bakmıştım. Her zaman sakin olan gözlerinde, sanki başka bir şey vardı; bir hüzün, bir korku. O koyunun kesilmesini, etinin tüketime sunulmasını kabullenmek, içinde bir yerlerde hep eksik kalan bir parçanın yerine geçiyordu. Ama ya o dişi koyunun kesimi? O gözler ne olacaktı? Yasağın gerisindeki gizemi her düşündüğümde, aslında yalnızca bir hayvanın değil, tüm bir evrenin acısını hissediyorum.
Dişi Hayvan Kesimi Yasak Mıdır?
Hemen telefonuma sarıldım ve “Dişi hayvan kesimi yasak mı?” diye araştırmaya başladım. Öncelikle şunu öğrendim: Türkiye’de dişi hayvan kesimi gerçekten de genellikle yasaktır. Bunun birkaç sebebi varmış. Başlıca nedenlerden biri, üreme kapasitesine sahip olan dişi hayvanların bu yüzden kesilmesinin, hem ekonomik hem de ekolojik açıdan zarar verici olması. Bir dişi hayvanın kesilmesi, onun doğurduğu yavruların geleceğini de etkiliyor. Yani bir koyunun, ineğin ya da keçinin kesilmesi, bir neslin tükenmesi anlamına gelebilir.
Bununla birlikte dini inanışlar da bu yasağın temelinde yer alıyor. İslam’da, dişi hayvanların kesilmesinin yasaklanması, dini metinlerde sıkça vurgulanan bir konu. Hem hayvanların üreme gücünün korunması hem de etik açıdan “şefkat” anlayışı, bu konuda önemli yer tutuyor.
Fakat, bu kurallar sadece büyükbaş hayvanlar için geçerli değil. Örneğin tavuk ve diğer küçükbaş hayvanlar için kesim kuralları farklı olabilir. Ancak genel olarak, dişi hayvanların kasaplık amacıyla kesilmesi yasaktır.
Gerçekten Bir Yasak Mı?
Bütün bu bilgiler beni çok düşündürdü. Yasağın gerçekten bir yerlerde kalbinin derinliklerine işlediğini hissettim. O kesilen dişi hayvanlar, onların yavruları, aslında bizlerin geleceğiyle ilgili bir şeyler anlatıyor gibi. Her şeyin birbirine bağlı olduğu, bu karmaşık dünyada, bir canlıyı katletmekle bir ekosistemi yıkmak arasındaki sınır çok ince.
Ama bir yandan da, bu yasakları ne kadar geçerli kabul etmeliyiz? Kim bilir, belki de bu yasaklar bizim hayatta kalmamız, dünyayla sağlıklı bir ilişki kurmamız için gerekli olan sınırları çiziyordur.
Sonuç: Bir Umut Fısıldayan Sessizlik
O günden sonra, her akşam uyumadan önce kafamda dişi hayvanların gözleri beliriyor. Belki de bu yasağın ardında yatan yalnızca bir etik anlayış değil, bir umut ve sevgi anlayışı var. Bunu fark ettiğimde içimde küçük bir huzur doğuyor. Yasaklar, bazen bizi bu dünyada daha dikkatli ve daha şefkatli olmaya zorlar.
Ve belki de bu soruyu sormaya devam etmeliyim: Dişi hayvan kesimi yasak mıdır? Ama sorudan çok daha önemli olan şey, bu soruya verdiğimiz yanıtların bizi ne hale getirdiği. Ve belki de, en önemlisi, o cevapları kalbimizin derinliklerinden veriyor olmamızdır.
Yazının sonuna geldim, ama şunu biliyorum; bu mesele hiç bitmeyecek. Zaten içimdeki cevaplar da her zaman değişiyor.