“İnâyet Kanıtı” Ne Demek? İslam felsefesi ve kelâm ilminde yer alan “inâyet kanıtı” kavramı, klasik dönemde özellikle varlık‑bilgi düzeni ile Tanrı‑âlem ilişkisi bağlamında ortaya çıkan özgün bir delil türüdür. Bu yazıda, inâyet kanıtının tarihçesini ve günümüzdeki akademik tartışmalarını akıcı bir biçimde ortaya koyacağız. Tarihsel Arka Plan İslam düşüncesinde “inâyet” kelimesi Arapça kökenli olup “yardım, lütuf, gözetme, himaye” gibi anlamlara sahiptir. [1] Felsefî literatürde ise bu terim, özellikle İbn Sînâ, İbn Rüşd ve diğer Meşşâî filozoflar tarafından, varlık‑bilgi düzeninin bir açıklaması olarak devreye girmiştir. Örneğin İbn Sînâ’ya göre inâyet, “Tanrı’nın her şeyi mutlak bilgisiyle bilmesi (hikmet), yaratması ve yaratılanların varlığını sürdürmesi (cömertlik) ve mümkün…
Yorum BırakDoyasıya Bilgi Keyfi Yazılar
İnandırıcılığın Gücü: Eğitimde ve Günlük Hayatta Bir Kavram Olarak “İnandırıcılık” Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Eğitim bir öğretim sürecinden daha fazlasıdır; aynı zamanda insanların dünyayı, kendilerini ve başkalarını nasıl gördüklerini şekillendiren bir dönüşüm sürecidir. Bir eğitimci olarak, her gün farklı insanlarla etkileşime girerken, onların sadece bilgiye değil, aynı zamanda duygusal ve düşünsel bir evrime de tanıklık ediyorum. Eğitim, bireyleri sadece daha bilgili hale getirmez; aynı zamanda inançlarını, değerlerini ve toplumlarına karşı tutumlarını da dönüştürür. Peki, bu dönüşüm sürecinde “inandırıcı olmak” ne anlama gelir? Eğitimde ve günlük yaşamda inandırıcılığın rolü nedir? Bu yazıda, inandırıcılığı sadece bir kişisel özellik olarak değil, bir pedagojik strateji…
Yorum Bırak“İmzalı Kitap Ne Demek?” Kitaplarla kurduğumuz bağ çoğu zaman sessizdir: sayfaların hışırtısı, satırların arasında dolaşan düşünceler, karakterlerin yavaşça yaşam buluşu… Ama bir kitap yazarının kendi el yazısıyla bir imza taşıdığında, o bağ sessizliğini kırar ve “ben buradaydım” der. İşte bu bağlamda, imzalı kitap kavramı edebi dünyada hem sembolik hem maddi bir değer kazanır. Bu yazıda, imzalı kitabın tarihsel arka planını, günümüzdeki akademik tartışmalarını ve okuyucuyla yazar arasında kurduğu özel bağı inceliyorum. Tarihsel Arka Plan: İmzanın Kitaba Dokunuşu İmzanın kişisel kimliği belgeleyen bir işaret olarak kullanılması antik çağlara kadar uzanır. Örneğin, yazılı belgelerde kişinin adını veya işaretini koyması, sözlü kültürden yazılı…
Yorum BırakErzurum’un En Büyük Köyü Hangisidir? Tarihsel Bir Perspektiften Bakış Bir tarihçi olarak, her zaman geçmişin izlerini sürmek ve bu izlerin günümüze nasıl yansıdığını anlamak benim için bir tutku olmuştur. Erzurum gibi köklü bir geçmişe sahip bir ilde, bu tür keşifler hem bölgenin tarihini hem de bu tarih içinde şekillenen toplumsal yapıları anlamamıza yardımcı olur. Erzurum’un köyleri, sadece coğrafi büyüklükleri ile değil, aynı zamanda tarihsel süreçler, kırılma noktaları ve toplumsal dönüşümlerle şekillenmiş önemli yerleşim alanlarıdır. Peki, Erzurum’un en büyük köyü hangisidir? Bu soruya yanıt verirken, köylerin tarihsel gelişimini ve bugünlere nasıl evrildiğini keşfedeceğiz. Erzurum’un En Büyük Köyü: Kavak Köyü Erzurum’un en…
Yorum BırakSade Yağ ve Tereyağ Arasındaki Fark: Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimenin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Edebiyat, kelimelerin arkasında saklı derin anlamları ve duyguları ortaya çıkarma sanatıdır. Her kelime bir evrenin kapısını aralar, her cümle bir dünyayı şekillendirir. Anlatıların gücü, sıradan bir gerçeği bile bambaşka bir şekilde algılamamıza olanak tanır. Edebiyatçılar olarak bizler, kelimelerle gerçekliği inşa ederken, bazen bir malzeme veya olgunun ardında yatan sembolizme, tarihsel ve kültürel bağlama dikkat ederiz. Bugün, sade yağ ile tereyağ arasındaki farkı ele alırken, sadece bir mutfak konusu değil, aynı zamanda bu iki maddeye yüklenen anlamları, imgeleri ve kültürel temaları da irdelemeye davet ediyorum.…
Yorum BırakBir sabah, güneşin ilk ışıkları odayı aydınlatırken, Elif mutfakta sabah kahvesini hazırlıyordu. Yanında, üç yaşındaki oğlu Can, yeni giydiği okul önlüğüyle neşeyle odadan odaya koşuyordu. Anne, bir yandan kahvesini yudumlarken, diğer yandan aklında bir soru dönüp duruyordu: “Can’ı tam gün mü göndermeliyim, yoksa yarım gün mü?” 3 Yaş Kreş: Yarım Gün Mü, Tam Gün Mü? Elif’in zihni bu soruyla dolup taşarken, bir yandan da çözüm arayışına girmişti. Bu önemli kararı verirken içinde bulunduğu duygular karmaşıktı. Bir yandan Can’ın her anını yanında geçirmek istiyor, bir yandan da onun gelişimine katkıda bulunacak bir ortamın ona daha faydalı olup olmayacağına karar vermeye çalışıyordu.…
Yorum BırakVücutta İğne Batma Hissi Ne İyi Gelir? Edebiyatın Duyusal Derinliklerinde Bir Yolculuk Giriş: Kelimelerin Gücü ve Anlatının Dönüştürücü Etkisi Kelimeler, birer araç olmanın çok ötesinde; onlar, ruhun en derin köşelerine dokunabilen, içsel dünyamızı aydınlatan ya da karartan birer ışıktır. Her kelime, bir anlamı taşırken, diğer anlamlarla birleşerek bambaşka bir evren yaratır. Edebiyat, dilin bu dönüştürücü gücünden faydalanarak, sıradan olanı olağanüstü hale getirebilir. Bazen bir anlık his, bazen de duyusal bir deneyim, bir edebiyat metninde anlam katmanları oluşturur. Bu yazıda, “vücutta iğne batma hissi” gibi basit bir duyusal hissin edebiyat aracılığıyla nasıl daha derinlemesine incelenebileceğini keşfedeceğiz. İğne batma hissi, hem bedensel…
Yorum BırakTürkiye İç Borç Nedir? Ekonomik Dengeyi Kurarken Seçimlerin Sonuçları Kaynaklar her zaman sınırlıdır. Hem bireysel düzeyde hem de devletler için, ekonomik kaynakların nasıl dağıtılacağı ve kullanılacağı büyük bir öneme sahiptir. Bu seçimler, kısa ve uzun vadede toplumsal refahı ve ekonomik istikrarı doğrudan etkiler. Ekonominin dinamikleri, piyasa mekanizmaları ve kararların toplumsal refaha etkisi, sürekli bir denge arayışını gerektirir. İşte tam bu noktada, ekonomik büyüme ve kalkınma için önemli bir finansman aracı olan iç borç devreye girer. Türkiye iç borcu, devletin yurtiçindeki finansal kaynaklardan elde ettiği borçları ifade eder ve ekonominin genel sağlığı üzerinde belirleyici bir rol oynar. Peki, Türkiye’nin iç borcu…
Yorum BırakTeknoloji Nedir, Ne İşe Yarar? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimelerin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Bir edebiyatçı olarak, kelimelerin gücüne her zaman inandım. Onlar sadece bir iletişim aracı değil, düşünceleri şekillendiren, dünyayı yeniden kuran araçlardır. Her bir kelime, bir anlatının minik dişlisi olabilir; yazının gücü ise, insan ruhunu dönüştürme potansiyeline sahip bir makine gibidir. Edebiyat, insanlığın en derin duygularına ve düşüncelerine dokunan bir araçtır. Ancak, bir yazar için en eski araç olan kelime, günümüzde teknolojinin sunduğu araçlarla çok daha güçlü bir hale gelmiştir. Teknoloji, bir zamanlar yazılı kelimenin ötesine geçerek, düşünceleri dijital ortamda şekillendirme gücüne sahiptir. Peki, teknoloji nedir ve…
Yorum BırakTBMM’nin İlk Adı: Toplumsal Yapı ve Değişim Üzerine Bir Sosyolojik Bakış Bir toplumu anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, bazen bir toplumun yapısal dönüşümünü sadece siyasi olaylar ya da resmi tarih üzerinden değil, toplumsal normlar, cinsiyet rolleri ve kültürel pratiklerin etkileşimi üzerinden de anlamanın daha derinlemesine bir çözümleme sunduğuna inanırım. Bu bağlamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) ilk adı olan “Millet Meclisi” üzerinden toplumsal yapının nasıl şekillendiğini ve bu yapının bireylerin yaşamına nasıl yansıdığını incelemek, sosyolojik olarak son derece ilginç bir bakış açısı sunuyor. TBMM’nin Kuruluşu ve İlk Adı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, sadece bir devletin doğuşunu simgelemiyor, aynı zamanda toplumun yapısal…
Yorum Bırak