İçeriğe geç

Türkiye’nin yüzde kaçı köyde yaşıyor ?

Bir Şehrin Gürültüsü İçinde Köyün Sessizliği

İlginizi Çekebilecek İçerik: Triger kayışı kaç TL ?

Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım ve hayatımın çoğunu apartman duvarlarının yankısında, sabahları işe yetişme telaşında ve akşamları bitmeyen düşünceler arasında geçiriyorum. Günlüğüme sık sık yazıyorum; çünkü bazı duygular insanın içinde kalınca ağırlaşıyor, taşınması zor bir yük gibi oluyor. Bugün yine içimde aynı ağırlık var. Belki de nedeni çok basit bir soru: Türkiye’nin yüzde kaçı köyde yaşıyor?

Bu soruyu ilk duyduğumda bir istatistik gibi geçti aklımdan. Ama sonra düşündükçe rakamlar bir anda anlamını kaybetti, yerine yüzler, sesler, toprak kokusu ve çocukluk anıları geldi. Çünkü mesele sadece bir yüzde değil; mesele hayatın nerede ve nasıl yaşandığı.

Çocukluğumun Köyü ve İçimde Kalan Eksiklik

Ben çocukken yaz tatillerinde dedemin köyüne giderdik. Kayseri’nin biraz dışına, rüzgârın daha sert estiği, geceleri yıldızların daha yakın göründüğü bir yere… Şehirden uzaklaştıkça içimde garip bir rahatlama olurdu. O yolculukları hâlâ unutamıyorum. Arabanın camından dışarı bakarken beton binalar azalır, yerini geniş tarlalar, sarı toprak yollar alırdı.

Dedemin evi taş duvarlıydı. İçeri girince serin bir hava çarpardı yüzüme. O serinlik bile şehre dönünce özlediğim bir şeye dönüşürdü. Akşamları soba yakılır, çay demlenir, konuşmalar yavaşlardı. O yavaşlık bana iyi gelirdi. Şehirde hiçbir şey yavaşlamaz çünkü.

Şimdi düşünüyorum da, o köyde gördüğüm insanlar benim hayatımın bir istatistiği değil, gerçek yüzüydü. Ve bugün merak ettiğim o soru — Türkiye’nin yüzde kaçı köyde yaşıyor? — aslında onların hayatına dokunan bir gerçek.

Rakamların Arkasındaki Gerçek

Son yıllarda Türkiye’de kırsal nüfus ciddi şekilde azaldı. Bugün yaklaşık olarak Türkiye’nin %7 civarı köylerde yaşıyor. Geri kalan büyük çoğunluk şehirlerde, ilçelerde ve metropollerde. Bu rakamı ilk duyduğumda içimde garip bir boşluk oluştu.

%7… Sanki çok küçük bir sayı gibi. Ama o %7’nin içinde kimler yok ki? Dedem var mesela. Köyün meydanında oturup saatlerce geçenleri izleyen insanlar var. Tarlasında çalışan kadınlar, sabah ezanından önce uyanan çiftçiler, çocuklar var.

Şehirde yaşayan bizler çoğunluk gibi görünsek de, içimde hep bir şey eksik kalıyor. Belki de o eksik parça köyde kalan o %7’nin içinde saklı.

Şehirde Kaybolmak

Kayseri büyüdü. Ben büyüdüm. Ama büyümek her zaman gelişmek anlamına gelmiyor bunu çok sonra anladım.

Her sabah işe giderken aynı sokaktan geçiyorum. Aynı kahveci, aynı market, aynı kalabalık yüzler… İnsanlar birbirine çarparak yürüyor ama kimse gerçekten kimseyi görmüyor. Bu kalabalık içinde bazen kendimi görünmez hissediyorum.

Bir gün metroda otururken pencereden dışarı baktım ve kendi kendime şunu söyledim: “Ben burada mı yaşıyorum gerçekten?” O an içimde bir köy özlemi büyüdü. Sanki betonun altında ezilmiş bir hatıra gibi.

Şehir bana hız verdi ama huzur vermedi.

Bir Telefon Görüşmesi

Geçen ay annemle konuşurken bana köydeki evden bahsetti. “Buralar artık eskisi gibi değil,” dedi. “Gençler şehre gidiyor, tarlalar boş kalıyor.”

Bu cümle içimde bir şeyleri kırdı. Çünkü bu sadece bizim köyümüzün hikâyesi değil, bütün ülkenin hikâyesi.

Türkiye’nin yüzde kaçı köyde yaşıyor? diye sorduğumuzda aslında şunu da sormuş oluyoruz: “Köyler ne kadar boşaldı?”

Annem konuşurken sesinde bir yorgunluk vardı. Sanki toprağın kendisi bile biraz susmuş gibiydi.

Toprağın Sesi ve Unutulan Yavaşlık

Köyde zaman farklı akar. Bunu şehirde yaşayan biri kolay kolay anlayamaz. Sabah güneşi doğarken herkesin bir işi olur. Kimse acele etmez ama herkes üretir. O üretim sessizdir.

Bir yaz akşamı dedemle tarladan döndüğümüzü hatırlıyorum. Ellerimiz toprak kokuyordu. O koku şehirde yok. Ne kadar parfüm sıkarsan sık, o kokunun yerini tutmuyor.

Dedem bana dönüp demişti ki: “Toprak insanı büyütür ama değiştirir de.”

O zaman anlamamıştım. Şimdi anlıyorum. Şehir beni büyüttü ama içimdeki bazı şeyleri değiştirdi. Belki de fazla hızlı değiştirdi.

Göçün Sessiz Hikâyesi

Türkiye’de köyden kente göç uzun yıllardır devam ediyor. İnsanlar daha iyi iş, daha fazla imkân, daha kolay bir hayat için şehirleri seçiyor. Bu anlaşılır bir şey. Kimse zorluğu seçmek zorunda değil.

Ama yine de içimde bir soru var: Köyde kalan o küçük yüzde, gerçekten sadece “kalan” mı?

Belki de onlar hâlâ bir şeyleri taşıyor. Bizim unuttuğumuz sabrı, doğayla uyumu, beklemeyi…

Bir gün köye gittiğimde dedemin komşusu Ali amca ile konuştum. “Gençler gidiyor,” dedi. “Ama toprak gitmiyor.”

O cümle uzun süre aklımdan çıkmadı.

İki Dünya Arasında

Şehir ve köy arasında gidip gelmek bana hep iki farklı hayat gibi geliyor. Birinde hız var, diğerinde ritim. Birinde ışıklar hiç sönmüyor, diğerinde gece gerçekten karanlık.

Bazen düşünüyorum, ben hangi tarafa aitim?

Kayseri’de doğdum, burada büyüdüm. Ama içimdeki bir parça hâlâ o köy yolunda kalmış gibi. Belki de insan tamamen ait olamaz. Belki de insan iki yer arasında sıkışarak yaşar.

Türkiye’nin yüzde kaçı köyde yaşıyor? sorusu bana artık sadece bir istatistik gibi gelmiyor. O soru, benim içimdeki bölünmeyi anlatıyor.

Bir Yaz Akşamı Dönüşü

Geçen yaz köye gittiğimde akşam üstü yürüyüşe çıktım. Güneş yavaş yavaş dağların arkasına çekiliyordu. Gökyüzü turuncuya dönmüştü.

O an durdum. Telefonumu cebime koydum. Hiçbir şey dinlemedim, hiçbir şey düşünmedim. Sadece rüzgârı dinledim.

İçimde garip bir huzur vardı. Şehirde asla bulamadığım bir huzur.

Ama aynı zamanda bir hüzün de vardı. Çünkü biliyordum ki ertesi gün geri dönecektim.

Köyün Sessiz Azalışı

Köyde yaşayanların sayısı azaldıkça bir şey de eksiliyor gibi hissediyorum. Sadece insanlar değil, sesler de gidiyor. Sabah horoz sesi, akşam traktör sesi, çocukların bağırışları…

%7’lik bir oran gibi görünen şey aslında koskoca bir yaşam biçiminin daralması.

Ve ben bunu düşünürken içimde garip bir suçluluk hissediyorum. Çünkü ben de şehirde yaşıyorum. Ben de o göçün bir parçasıyım.

İçimde Kalan Soru

Bazen geceleri günlüğüme yazarken aynı soruya geri dönüyorum:

Türkiye’nin yüzde kaçı köyde yaşıyor?

Ama artık bu sorunun cevabı beni tatmin etmiyor. Çünkü asıl soru şu olmalı belki de: Köyde kalan o az insan, bizim unuttuğumuz neyi hatırlıyor?

Şehirde yaşamak kolay değil. Köyde yaşamak da değil. Ama aradaki fark sadece zorluk değil. Birinin içinde hız var, diğerinin içinde sabır.

Ben hangisine daha yakınım bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var: O köy yolunda bıraktığım bir parçam hâlâ beni bekliyor gibi hissediyorum.

Ve belki de bir gün, o %7’nin içine sadece rakam olarak değil, gerçekten dönmek için giderim.

Bu içeriğimizle “Türkiye’nin yüzde kaçı köyde yaşıyor” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Doyo okurlarına sevgilerle!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.reyumo.com https://aksansaglik.com.tr https://guzelhali.com.tr Sitemap
https://www.hiltonbetx.org/